3. DÖNEM DERSLERİ

MERKEZ TEŞKİLATI, MALİYE, İLMİYE, ADLİYE
MALİYE TEŞKİLATI
DEFTERDAR VE DEFTERHANE

Önceki Türk İslam devletlerinde müstevfiliğe osmanlıda da defterdarlık denilmiş. Müstevfi yerine ilhanlıların kullandığı defterdari memalik kabul edilmiş. Bu kavram yıldırım beyadıt devrinde kullanılmış aynı tabire 9. Asrın ilk yarısında yazılan yazıcızade âlinin selçuknamesinde rastlanır. Bu durumda osmanlıda bu kurum 14. Yy sonundan beri vardı.
Fatih kanunnamesine göre defterdar padişahın malının vekili ve sadrazamda o malın nazırıdır. Kanunnameye göre baş defterdar veziriazam sofrasında yemek yemek, hükümdarın malını muhafaza etmek, hazineyi ilgilendiren işler için hüküm yazmak hizmet eden kimselere Sancak ve zeamet arz etmek sormadan 2 akçeye kadar zam yapmak sefere giderken hükümdarla konuşmak gibi imtiyazlara sahipti.
Şikâyetleri defterdar kapısında toplanan divanda dinler lazım görürse tuğralı ahkâm verirdi. 17. Yy lın sonlarında maliye hükümlerine kuyruklu imza koymaya başladı. 16. Yy da Arap ve acem defterdarlığı kaldırıldı. Ve her eyalete bir defterdar tayin edildi.

Ekin Aynacı Düzgün
Diyarbakır Şam Erzurum trablusşam defterdarlık haline geldi. 1584 de Anadolu defterdarlığından Sivas ve karaman ayrılıp müstakil defterdarlık oldu. Bu defterdarlıklara kenar ve hazine defterdarlıkları dendi.
17. Yy da şıkkı evvel defterdarı denen baş defterdar mali işlerde tek sorumlu olup diğer 2 defterdar onun mahiyeti oldu. Onun için en önemli mesele senede 4 taksitle ödenen kapıkulu ulufesi için para bulmaktı. 18. Da Rumeli ve başdeftarlara şıkkı evvel anadolu defterdarına şıkkı sani 3. Defterdara şıkkı salis denmiş. 18.yy lın sonlarında 3. Selim zamanında nizamı ceditte ayrılan vergileri tahsil ve sarf etmek için 4. Defterdarlık kuruldu. Nizamı cedidle o da kalktı.
MALİYE BÜROKRASİSİ
Osmanlıda ilk maliye teşkilatı 1. Murat zamanında yapılmış devletin kemale erdiği 16. Yy da müesseseler en olgun ve fonksiyonel hale gelmiş.
BAŞ MUHASEBE
Başdeftarlığa bağlı baş muhasebe kalemi ;
Saray ve bütün devlet idarelerinin gelir ve giderlerini tutar mali kanun ve nizameleri hazırlar imalat ve ihale ödemeleri yapar.
Parayla ilgili hesapları kontrol eder.
Malikâne beraatlarını verir.
Bir nevi Sayıştay vazifesi görür.
Başmuhasebeciler defterdarın yardımcısıydı onların yardımcılarıda başruznamçeci idi.
Başmuhasebeciler nüfuzlu ve haysiyetli devlet adamlarından seçilirdi. 17. Yy da kurulduğu varsayılsada 1553 tarihli defterin mevcudiyeti daha önce var olduğunu ispatlar. Amirine başmuhasebeci veya muhasebeyi emel denirdi.
Malikâne halifeliği zimmet halifeliği muhalefet halifeliği tophane mutfak tersane arpa baruthane zahire nuzül ve bina emanetleri mali açıdan buraya bağlıdır. Zamanla değişerek bugünkü sistem halini aldı. Başmuhasebeci ve mahiyeti maaş almaz (tazimattan evvel) haraçtan hisse alırlardı.
BAŞ BAKIKULU
İcraat ve tahsilât işlerinde defterdarın mahiyetinde 5 memur vardı (icra) bunlardan başbakıkulu devlet varidatının 1. Tahsil memuruydu dairesi olup emrinde 60 mübaşir vardı.
Bunlar alacakları takip eder borcunu vermeyenlere hapis ve tazyik ile tahsil yaparlardı. Borcu olanlar bakıkulu hapsine atılırdı. Bakaya defterleri denen defterlere bakı defteri ismi verilirdi.
CİZYE BAŞ BAKIKULU
Maliyenin 2. İcra memurudur. Borçları takip eder. Cizye gelirlerini iltizama almış olan mültezimlerden borcunu ödemeyenleri takip ederdi.
VEZNEDERBAŞI
Hazineye ait paranın tahsiline ve ödemelere nezaret eder. Mahiyetindeki 4 veznedarla meskûkâtı muayene eder. Altın ve gümüşleri tartardı.
SERGİ NAZIRI, SERGİ HALİFESİ
Hazine işlerinin defterini tutardı.,
DEFTERDAR KAPISI (BABI DEFTER)
Defterdarlığa ait bütün kayıtlar, defterler,senetler gelir ve gider cetvelleri ve sahire divahanenin yanındaki maliye hazinesine saklanırdı. Eyaletlerden gelen hesaplar sırayla ayrı dolaplara yerleştirilir üstlerinde isimleri yazılırdı.
Defterdar kapısı 17. Yy da mevcuttur. Ancak 18. Yy da buranın paşa kapısı yakınında olduğu görülür. Burada birçok kalem mevcududur. Her kalemde hoca denilen kalem şefiyle halife kâtipler, şakird (kâtip adayları) vardı. 16. Yy da sınırlıyken sayıları gittikçe artmış.
HAZİNE
Osmanlı maliyesi dış hazine (hazine-i amire )ile iç hazine (Enderun)olarak 2 ye ayrılır.
DIŞ HAZİNE
Devletin esas hazinesidir. Bütün gelirler burada toplanır ve masraflar buradan yapılır. Diğer hazine ise padişaha aittir. Buranın sorumluluğu defterdar ile veziriazamdadır. İltizam işlerini hazine amiri yürütürdü. Gelir kalemleri şöyledir;
Tımar sistemine dair padişah hasları olarak tespit gelirleri; her sancakta duruma göre vergi gelirlerinin çoğu padişah hasları olarak ayrılırdı. 1528 de bütün devlet gelirlerinin %51 i padişah haslarına %37 si diğer haslara zeamet ve tımarlara %12 si vakıflara ayrıldı.
Geliri doğrudan hazineye alınan vergiler; cizye, âdeti ağnam vergisi ile tuzla maden, iskele ve liman mukataları gümrük gelirleri.
Tekâlifi divaniye;divanü hümayün tarafından olağanüstü zamanlarda bilhassa sefer zamanında fakat 17. Yy dan sonra devamlı alınan vergiler.
Salyaneli salyanesiz eyaletlerin yollamak zorunda olduğu vergiler.
17. 18. Yy da Osmanlı maliyesinde önceki döneme göre büyük değişiklik olmadı. Mali kaynaklarda değişim ve azalma oldu. Sık padişah değişimleri nedeniyle sayıları artan kapıkulu culusları hazineyi sıkıntıya soktu. Savaşlar ayrı bir külfet halini almış 1580 den sonra paranın değeri sık sık düşmüş bu sebepten devlet avarız ve tekâlifi divaniye vergilerini artırmış ve her yıl alma yoluna gitmiş.
17. Yy da topraklardan vergi toplama işi mültezimlere satılmış buna malikani divani adı verilmiş ancak bu devletin nakit sıkıntısını gidermeye yetmemiş.
Kötü gidişi durdurmak için çareler arandı.4. murat ve köprülüler döneminde başarılar sağlandı fakat teknolojinin gelişmesi sonucu sanayi ve ticaret cansızlaştı uzun süren ve yıpratıcı savaşlarda tedbirlerin başarılı kılnması mümkün olmadı.
İÇ HAZİNE
Padişahın özel hazinesi. Enderun hazineside bu hazinenin bir bölümüdür. İç hazine ve dış hazine için yardımcı ve kredi vazifesi görmüş. Dış hazinede arpa bitince iç hazineden borç alınmış 17.18. yy da alınan borçlar ödenememiş.
Nakit paranın yanında değerli eşya mücevher vb.. bulunurdu. İç hazinenin gelir kaynakları; bazı haslar cizye, âdeti ağnam vergisi, mısırın vergileri, darphane geliri, çeşitli hediye ve müsadereden elde edilen paralar.
BÜTÇE
17. YY ortalarında tarhunucu Ahmet paşayla başladığı zannedilen bütçenin ilk devirden beri mevcut olduğu ortaya çıkmış. Ö.l. barlan 16. Yy lın ilk yarısında bilinen en eski bütçeyi yayınlamış. Buna göre 1 yıl geliri 537 milyon akçe tımar ve merkez geliri diğeri hariç.
Fatih kanunnamesinde defterdarın gelir ve giderleri yılda 1 defa padişahın huzurunda okuması emredilmiş. Gelir gider harcamalar cetvel şeklinde gösterilir yani sene sonu hesap özelliği taşır. İdareci harcama konusunda geniş yetkilere sahip. Bazı Osmanlı bütçeleri ise yılbaşında düzenlenmiştir.
DEFTERHANE(DEFTERİ HAKANİ EMİNLİĞİ)
Başdefterdara bağlı maliye kayıtlarının tutulduğu defterhane denilen ve her divan toplantısında veziriazamın koynunda taşıdığı padişah mührüyle mühürlenen ve bir sonraki toplantı gününde açılan bir defter hazinesi bulunuyordu. bu bölümde tımar zemaet haslar vakıflar ve mülkler ile ilgili kayıtlarla devletin her türlü mali kayıtlarına ait defterler belgeler muhafaza ediliyordu. bu bürokrasinin başında defteri hakani emini vardı. tanzimattan sonra ona defteri hakani nazırı denmiş. Bugünkü karşılığı tapu kadostro genel müdürü.
19. YY DA MALİYE TEŞKİLATI
1826 da yeniçeri ocağı kaldırılıp asakiri mansure muhammediye ordusu kurulunca ihtiyaçlarını karşılanması için asakiri mansure hazinesi kuruldu. 1838 de maliye nezareti kuruldu. Hazine yeni ordunun hazinesinin yönetimini üstlendi.
Maliye nezareti hazine kalemleri ve muhasebe kalemleri olarak 2 kısımdı. Gelirler eyalet ve sancağa gönderilen muhasıllar vasıtasıyla toplanıyordu. Daha sonra her eyalete defterdar ve mal müdürü atandı. Evvelce valide olan yetki defterdara devretti.
Kırım savaşından sonra bugünkü sayıştayın işini yapan divanül muhasebet kuruldu. Osmanlı ilk 1854 de borç almış ödeyemediğinden 1881 de duyunu umumiye kurulmuş. İdrecileri yabancı olan bu kurum gümrük tuz tütün maden tekel gelirlerini idare ediyordu.
İLMİYE TEŞKİLATI
MEDRESE TEŞKİLATI
Medrese arapçada ders okunacak yer manasına gelir. osmanlı ve islam dünyasında tahsil müesseselerinin adı olduğu gibi darül fünun yani üniversite yerine de kullanılır.
islamın ilk zamanları öğrenim yeri cami idi. daha sonra medreselere kaydı. Camiler yine öğrenim merkezi kaldı. Osmanlıda vakfiyelerde medreselerin esas vazifeleri bugünkü talebe yurduna benzer. Her medresenin bir vakfiyesi bulunmaktadır.
İLK OSMANLI MEDRESELERİ
ilk medrese ile alakalı 2 görüş bulunmaktadır. Genel kanaat Orhan gazi medresesinin ilk olduğu yönündeyse de İzmit te süleymanşah medresesinin ilk medrese olduğunu söyleyenler de var. O tarihte Osmanlının merkezi olan iznikte bir cami imaraetiyle beraber medrese yapılmış
1. Muratın 1365-66 da çekirge de inşa ettirdiği medrese, yıldırım beyazıtın 1388 ulu cami yanında yaptırdığı medrese ve bursada yaptırdığı medrese, çelebi mehmetin 1418-19 da yeşil cami yanında yaptırdığı medrese, izniktekileri 2. Plana düşürmüş
Bursa medreselerinin önemi 2. Muratın 1435 de Edirne de darül hadis ve 1447-48 de 3 şerefli medresesini yaptırana kadar sürmüş 2. Muratın bursa da yaptırdığı Muradiye medresesi devrin önemli medreselerindendir. Edirne medreseleri bursadakilerin önüne geçmiş taki fatih sahnı seman medreselerini yaptırana kadar. Medreseler müderrislerin yevmi yelerine göre 20 li 40 lı 60 lı diye derecelendirilmiş. En yüksek dereceli olan sahnı seman ve Süleymaniye medreseleridir.
İlk Osmanlı medreselerinde okutulan dersler arasında ;gramer mantık feraiz fıkıh hadis tefsir vs.. vardır. Sahnı semana girmeden önce ilk ve orta tahsilde talebe hendese, heyet,hesap dersleri görülürdü.Süleymaniye medreseleri açılınca ilaveten tıp,tabiat,rizaiye dersleride verildi. Ondan önce tıp darüşşifa hastanelerinde tahsil edilirdi. İlk darüşşifa yıldırım zamanında bursada yapılmış.
OSMANLI MEDRESELERİNİN TASNİFİ
Osmanlı medreseleri 2 grupta toplanır.
GENEL MEDRESELER
Bunlar İslami ilimlerle İslam dünyasına sonradan giren ilimlerin(ulumu dahile) okutulduğu medreselerdir. Kadı, müderris, müftü yetiştirme maksatlı kurulmuşlar. Müderrislerin aldığı yevmiye ve okutulan kitaplara göre tasnif vardır. Bunlar; basiyeyi tecrid(20li) haşiyeyi mifatab(30lu) haşiyeyi telvih(40lı) ellili medreseler, sahnı seman ve Süleymaniye medreseleri.
İHTİSAS (UZMANLIK MEDRESELERİ)
Bunlar doğrudan doğruya ihtisas gerektiren islami ilimlerden birini öğrenmeyi hedef alan ve o ilmin tahsiline mahsus metotla öğretim faaliyetinde bulunan medreselerdir.
Bu medreselerin başında darül hadisler gelir. Osmanlı darül hadislerinde Salih buhari,salihi Müslim gibi eserler okutulur.
Bu medreselerin diğeri darül kursalardır. Kuranın doğru okunuşu ve okunuş biçimlerini öğretmek üzere açılmışlar. İlki yıldırım Beyazıt tarafından bursa da açılmış. Ders kitabı olarak Muhammed el cezarinin el cezeri esasi ile kasideyi lamisiyesi okutulurdu.
Darül tıplar ise tıp ilimlerinin ve uygulamanın öğretildiği medreselerdir. Bunlar Süleymaniye medresesi kurulduktan sonra tıp medresesi adını almış.
SAHNI SEMAN VE SÜLEYMANİYE MEDRESELERİ
Fatih istanbulun fethinden sonra fatih külliyesinin bulunduğu yerdeki eski yapıları yıktırıp dümdüz hale getirmiş. Arapçada bu düzlüklere sahn dendiği için bu adı almış. Bu külliye; cami, hastane, tımarhane, ilkokul ve kütüphaneden meydana gelmektedir. Fatih bu medreselerin dışında 8 medrese daha yaptırmış. tetimme denilen bu medreseler bu medreseler sahn medresesinde okucak öğrenciler için hazırlık lise mahiyetindeydi.
bu medreselerin derecelere ayrılma işini veziriazam Mahmut paşa,ünlü matematikçi ali kuşçu,ulemadan molla hüsrevinde bulunduğu bir heyet neticelendirmiştir.

EĞİTİM DİLİ VE ÖĞRENİM USULU
Öğrenim dili arapçaydı türkçe kısmen sözlü anlatım ve tartışmalarda kullanılıyordu. farça il defa damat ibrahim paşanın yaptırdığı medreselerde okutulmaya başlandı. Öğrenim yöntemi ezberciliğe dayanıyordu. Öğrenim süresi öğrencinin gerekli ders ve imtihanları verme durumuna bağlıydı. Başarılı olan öğrenciye temassük denilen ve yüksek dereceli medreseye geçmesini sağlayan bir öğrenim belgesi verilirdi.
MEDRESELERDEKİ EĞİTİM SÜRECİ
Talebeler önce sıbyan mektebini bitirir ve medreselere girerlerdi. Haşiyeyi tedris medreselerinden bir müderrisin dersine başlayan talebe oradaki derleri okuduktan sonra hocasından aldığı icazetle otuzlu bir medresenin derslerine devam eder oradan 40 lı 50 li diye sahnı seman ve ya Süleymaniye medresesine girer ve bitirerek müzalemet için sıraya girerdi.
Vakfiyelerde ki cemaat adıyla geçen medrese kadrosu idare tedris ve hizmet olarak 3 sınıftı.
MÜDERRİS
Günümüzdeki karşılığı profesördür. Müderris belli bir eğitimden sonra icazet, mülazemet, berat alarak medreselerde ders verir. Tek dershaneli medreselerde 1 çok dersli medreselerde birden fazla müderris olurdu.
il osmanlı müderrisi selçuklu kültür havzasında yetişmiş mutasaffıv ve müteferiki şerifüddün davudi kayseridir. her müderris kendi alanında bir ders okutur. islam âleminde kitaptan çok müderrise değer verilir.
Talebe sahnı seman veya Süleymaniye medreselerinden birini bitirir icazet alır daha sonra kadılık veya müderrislik alabilmek için sıraya girerdi.
Atama alan aday en aşağı hariciyeyi tecrit medreselerinden birinde 20-25 akçeyle tayin olurdu.
Bir müderris ilmiye yolunu 20-205 senede yol alır bu yola katı mesalip denir. Yetişen kadro kazasker ve şeyhülislam sorumluluğundaydı. Maaşları bulundukları medreseye göre değişirdi.
MUİD
müderris yardımcısı dersten sonra talebelere tekrar yaptıran kişi danişmendler arasından en likayatlı olanından seçilir bugünkü asistan konumunda talebelerle aynı yerde otururlardı.
aynı zamanda talebenin disiplininden sorumluydular. Sahnı seman muidleri tedimme medreselerinin öğretiminde olurdu. muid müderris namzeti demektir.
TALEBELER
medrese talabelerine talip, sakip,mülazim,talebe,tüllah,danişmend gibi isimler verilmiş. sıbyan mektebi talebelerine sadece talebe yüksek medreseli talebelere danişmend denmiş
Haşiyeyi tedris mekteplerini bitirmiş talebeler her medrese için icazet alarak sırayla eğitime devam ederdi.
Müderris vakfiye şartlarına uygun öğrenci seçebilirdi. Talebelerin yaş aralağı 14-30 arasıydı. Yatılı sistemde eğitim görürlerdi barınma için hücre denilen yerde kalır yeme içme için imaret bulunurdu.
İDARE VE HİZMET KADROSU
İdare kadrosu; mütevelli ona bağlı katip, cabi ve cabi katibi, mutemed ve noktacı memurlarından oluşuyordu. Hizmetli kadrosundaysa hafızı kütüp(kütüphaneci), bemab(kapıcı),ferraş(temizlikçi),siraci gibi elemanlardı.
MEDRESELERİN GERİLEMESİ VE BOZULMASI
16. asrın sonunda kurumda aksaklık ve bozulmalar görülmeye başlandı. ilk defa bozmaya çalışan idareciler saray ve padişahtı. 2. beyazıt kendi kullarından birini sahnı seman medresesine aldırmak istemiş. Diğer bir sebeb matematik, kelam ve felsefe gibi akli ilimlerin terk edilip nakli ilimlere geçilmesi. 2. sebep mülazemet usulünün bozulması. Zamanla müderrislik için medrese şartı dahi aranmaz olmuş.
Bu aksaklıklardan mütevellit 17.18. yy larda çeşitli çalışmalar yapılmış fakat başarı sağlanamamış. Onun yerine batı tarzı okullar açılmış.
İLMİYE SINIFI
ŞEYHÜLİSLAMLIK KURUMU
Şeyhülislamlık 9. Yy da ortaya çıkan fetva ile şöhret kazanmış çok sayıda fakihin tasvibini almış fıkıh olan fıkıh âlimlerine verilen bir şeref unvanıdır. Osmanlıda bu unvan padişahça atanan İstanbul müftüsüne verilmiştir.
İlk şeyhülislam 2. Murat zamanında meşhur ulema molla fenarisiye verilmiştir. Fatih kanunnamesinde müftü ve Şeyhülislam geçer ve padişah ve hoc ası ulemanın reisidir.
Protokoldeki yeri veziriazamın bile önündedir. Kanuni zamanında ilmiye teşkilatının reisi haline gelmiş istanbulda oturur ve kazalara müftüleri o atar şerri ve dini meselleri fetvasıyla çözümler. Görüşünü yazılı olarak açıklar bunada fetva denir. Müftüler aynı işi kazalarda yapar. mühüm devlet işlerinde şeyhülislamın fikirleri sorulurdu. Harp barış ıslahat askeri idari işlerde görüşü alınırdı.
Padişah önemli kararların şeriata uygun olup olmadığı için fetva isterdi.
Makama bağlı kethüda şeyhülislamı temsil eden telhisçi, halkça fevte talebi olduğunda onu hazırlayan fetva emiri, gibi bürokratik kadrosu vardı.
19. Yy da hükümet üyesi oldu. (heyeti vukala)bir süre sonra bu kuruma son verildi. Tazimatla yetkileri azaldı dünyevi yetkilerin çoğunu kaybetti. Cumhuriyetle kaldırıldı yerine diyanet reisliği getirildi.
KADIASKERLER
Kadılar adliye teşkilatının yürütücüsü olarak ilmiye teşkilatının önemli mensuplarındandı. Divanda hukuk ve adli konularda görüşlerine başvurulurdu. Bu sebeple şeyhülislamdan sonra gelen 2. şahsiyet terfi alırlarsa şeyhülislam olurlardı.
MÜDERRİSLER
Mezun olan talebeler önce muid olarak görev yapar sonra icazet alarak adını ruznameye kaydettirir ve nevbet denilen sıraya girerlerdi. Kayıt sırasına göre atama yapılırdı.

Belli bir süre görev yaptıktan sonra azledilir. Tekrar sıraya girerlerdi. Buna mülazemet denirdi.

NAKİBÜL EŞRAF
hz peygamberin soyundan gelenlerin ve şeriflerin işleriyle uğraşmak onların özlük haklarını korumak ve şecerelerini takip etmekle vazifeli ilmiye teşkilatının içinde nakibül eşraflık makamı vardı. Seyid ve şeriflerin başlarına yeşil sarık bağlama imtiyazları vardı. Örfi vergilerden muaftılar. İlk nakibül eşraf yıldırım zamanında tayin edilmiş. Bu atama işlerini sadrazam yapardı.
PADİŞAH HOCALARI
Şehzadeler belli yaşa gelince ulemadan önde gelen hoca olarak tayin olunurdu. Şehzade tahta geçerse hoca hace-i sultan unvanı alırdı. Bilinen ilk hoca çalebi mehmetin hocası şahı beyazıt’dı en çok hocası olan padişah fatih sultan mehmetti. Kanunnamede hocalar şeyhülislamla aynı derecede tutulmuş. Protokolde veziariazamın üstünde yer görülmüş.
KADILAR
Padişah yargı yetkisin, kadılar aracılığıyla kullanıyordu. Padişah fermanıyla atanan kadıların işlerini kadı asker yürütürdü. Kadı kazanın en büyük ve en önemli amiridir. Yargının dışında mülki beledi askeri mali işler dede yetki sahibiydi. En yüksek dereceli medreseden mezun olurlardı. Görev yerleri büyüdükçe gelirleri artardı.
KAZA MÜFTÜLERİ
Her kazaya bir müftü atanırdı şeyhülislamın görevlerini kazalarda yaparlardı. Kadının en büyük yardımcısıydı. Kadı,nakübül eşraf ,müftü taşrada ilmiye ve adliye teşkilatının en büyük uç otoritesiydi.
İMAM MÜEZZİN VE VAİZLER
Cami ve mescitlerde dini hizmet gören ilmiye mensuplarıydı. medreselerin ilk ve orta bölümlerinden mezun olanlar imamlık müezzinlik cüzamlık aşirhanlık gibi hizmetlere atanırlardı. Muhtarlıkta yaparlardı.
İLMİYE SINIFININ TEFTİŞİ VE İSTİHTAM ALANLARI
ilmiye sınıfının kontrolünü medreselerde camilerde vakfiyelerinde bulunan mütevelli,nazır,noktacılar kazalarda kadı müfettişleri yapardı.
osmanlıda ilmiye sınıfı ilmi dini askeri idari birçok alanda istihdam edilmiş. Müderrisler yükselerek dâhil ve sahn payelerine gelmiş olanlar nişancı olabilirdi. Defterdarlıkta sık sık ilmiyeden olanlara verilirdi. Mezun olan danişmend nöbetteyken askeri sınıfa geçmek isterse 20.000 akçeyle zeametin ilk devresi verilirdi. diğer istihdam alanları; müfettişlik metevelliet muallimlik vb….
OSMANLI ADLİYE TEŞKİLATI
OSMANLI HUKUKU VE TARİHİ GELİŞİMİ
Hukuk 3 temele dayanıyordu şerri hukuk örfi hukuk ve fethedilen yerlerde önceden konulmuş nizamlar. Kaynaklarıysa kuran hadisler toplumu benimsediği görüşler İslam hukukçularının uygulamaları.
Örfi hukuk adet ve geleneklere dayanıyordu. Özellikle kamu hukukunda ön plana çıkardı. Fethedilen yerlerdeki önceki nizamlar hemen iptal edilmeyerek şerri ve örfi hukuka ters düşenler iptal edilmiş. Böylece Osmanlıda şerri şerif ve kanuni münit denen 2 hukuk ortaya çıkmış. Osmanlı tamamen bir şeriat devleti değildi. Şerri hukuk esas alınmış ama uygulamada örfi hukuk geniş alana yayılmış.
Osmanlı idaresi toplumun mensup olduğu dine göre ele alınmış. Eğitim vergi sair yargı konularında her cemaate farklı hukuk tatbik edilmiş. Toplum dini cemaate göre şekillenmiş. Bu durum adli ve idari teşkilatlanmada dine dayalı âdemi merkeziyetçilik ve çeşitliliğin ortaya çıkmasına neden olmuş. resmi işlemlerde cemaatin liderleri muhatap alınmış.
Hukukun düzenlenmesi yetkisi padişaha aitti. Şeriat mali askeri idari konularda kanun koyma yetkisini veriyordu. Şeyhülislam ulemalar kadı asker kanun koymada yardımcı olurlardı.
Kanun ve nizamlara kanunname denirdi. İlkini fatih sultan yapmış yavuz sultan selim ve kanunun inin kendi adlarına kanunnameleri vardır. Her eyalet ve sancağın kendi özelliklerine göre düzenlenmiş kanunları vardı. Sancak kanunnameleri hukukun içinde geniş yer tutar. Bunlardan toprak tasarrufu vergi sistemi ve tımar düzeni teffaruatlı biçimde ele alınmış.
Osmanlı hukukunun klasik yapısı 17. ve 18. yy larda sürdü. 19. yy da kaynakların arasına batı hukuku da girdi. (Tanzimat ıslahat kanuni esasi) Tanzimat devri devlet adamları ortak bir kanunlar külliyatı oluşturmaya çalıştı. (1840-1851)ceza kanunları,1858 askeri kanun,1863 deniz ticaret kanunu. kadı askerlik kurumu kaldırılarak önce nezareti deavi sonra adliyeyi nezaret kuruldu. 1878 de hâkim savcı yetiştirmek amaçlı mektebi hukuk açıldı.

ADLİYE TEŞKİLATI
İlmiye sınıfının belli başlı 3 görevi vardı. Eğitim öğretim dinin görüşü idari ve adli hizmetlerin görülmesi.
KADIASKERLER
Osmanlı adli teşkilatlanmasının başındaydılar. Önce 1 taneydi fatih zamanında Anadolu ve Rumeli olmak üzere 2 ye çıkarıldı. Rütbece Rumeli kadı askeri yüksekti. Yavuz zamanında Arap acem kadı askerliği olduysa da kaldırılıp Anadolu kadı askerinin alanına verildi.
Divan üyesiydiler divanda görüşülen hukuki konularda söz sahibiydiler. ve onların reyi kesindi. Kazalarda hal olunmayan davalara da bakardı bir nevi temyiz. Divanda kararlar kesindi. bütün kadıların müderrislerin atama ve azillerinde yetkiliydi. 1 yıl görevde kalırlardı. Ondan sonraki rütbe şeyhülislamlıktı.
KADI VE NAİP
Kadı kaza idaresi başı olup yüksek dereceli bir medreseyi bitirmiş. Belli müddet Konya Edirne Sivas Bağdat gibi yerlerde danişmend olarak hizmet görmüşlerin arasından seçilirdi. Ancak 2 sene müddetle atanabiliyorlardı. 2 yılsonunda istanbula giderek maaşsız hizmette (mülazemet ) beklemesi gerekiyordu. Kadılar kaza bölgelerine göre kaza kadıları sancak eyalet kadıları.
Meleviyet sayılan İstanbul Edirne Sofya Selanik bursa gibi büyük şehirlere 16. Yy kadar kadı asker ondan sonra şeyhülislam atama yapmaya başlamış melaviyeler kendi aralarında kadıların aldığı yevmi yelere göre 150.300.500 akçelik şeklinde ayarlanmış. Bunlara bağlı kazalara molla unvanını taşıyan kadılar naipler yollarlardı.
Kadının yardımcıları basıda naip vardı. Kadının bulunmadığı hallerde duruşmaları idare eder. Serbest dirlikler içinde yer almaya köylerin davaları yerinde çözümlemek için olay mahalline gitmek gibi görevleri ifa ediyordu. Kadıya yardımcı olanlar; subaşı ases başı asesler munzıbaşı,mukayyid vs…
Mahkeme kadıları oturduğu konağın altında kurulur yoksa büyük camide dava işleri yürütülürdü. Sabah namazında başlar öğleye kadar sürerdi. Ayrıca toplumun ileri gelenlerinden seçilen jüri vazifesi gören heyet hazır bulunurdu.
Kadını hükmünü ancak divanü hümayun bozardı. Genel olarak Hanefi mezhebine uygun hukuk uygulanırdı ama farklı mezhep mensubu olan toplumlara o mezhebe mensup kadılar atanırdı. Hicaz Suriye Şam vb.. yerlere
TANZİMATTAN SONRA HUKUK ALNINDA DEĞİŞMELER VE ADLİYE TEŞKİLATI
1839 yılında ilan edilen Tanzimat fermanı Osmanlıda yeni bir dönemin başlangıcı kabul edilir. bu dönem esas itibarıyla vakayı Hayriye ile başlar (yeniçeri ocağının kaldırılması) Osmanlı hukuk kaynaklarına batı hukuku girer. Şerri örfi ve batı hukukunun sentezine dair çalışmalar yapılır.
Adliyedeki değişmeler 1826 da başlayıp 1922 ye kadar devam etmiş. 1837 de meclisi ahkâm kuruldu. Tazimattan sonra işlerin çoğalmasıyla 1854 de meclisi âli Tanzimat ve meclisi ahkam birleştirilip meclisi valayı ahkamı adliye oluştu. 1867 de tekrar meclisi ahkâm ve şurayı devlet olarak 2 ye ayrıldı. 1. si bugünkü yargı tayın görevini yapar diğeri mahkeme olma ötesinde yasama yetkisine sahipti başkanı hükümet üyesiydi.
1863 de bugünkü sayıştayın görevini yapan divanı muhasebet adıyla bir üst yargı organı teşkil edildi. bu dönemde ünlü tarihçi Ahmet Cevdet paşa mecelli ahkamı adliye adlı medeni hukuku oluşturmuş bu hukuk 1926 ya kadar kullanılmış. Böylece şerri mahkemelerin görev alanı daraltılarak 5 çeşit mahkeme oluşmuş.
NİZAMİYE MAHKEMELERİ
Genel mahkemelerdi şerri mahkemelerle cemaat konsolosluk ve ihtisas mahkemesi olan ticaret mahkemelerinin görev alanı haricindeki bütün davalar burada görülürdü. ,
ŞERRİ MAHKEMELER
Tanzifattan sonra görev alanı daraltıldı. Kadıların askeri mali beldi görevleri kaldırıldığı gibi yargıç olaraktan yetkileri sınırlandı. sadece evlenme boşanma miras davalarına bakabildiler.
TİCARET MAHKEMELERİ
1840 da ticari davalara bakmak üzere ticaret nazırlığına bağlı kuruldu. Bu mahkemede devletçe tayin olunan reis ve 2 üye ile tüccarın seçtiği 4 üye olmak üzere 7 kişide oluşurdu. 1910 da kaldırıldı.
CEMAAT MAHKEMELERİ
Gayri Müslim tebaanın kendi toplulukları içinde görülen mahkemelerdir. Hıristiyanlarda patrik ve papaz Yahudilerde baş haham başkanlık ederdi.
KONSOLOSLUK MAHKEMELERİ
Yabancı tebaası olup Osmanlı içinde bulunanların kendi aralarında ki davalara bakan mahkeme
OSMANLIDA ANAYASALI DÖNEM: KANUNİ ESASİ 1876
1876 da teşkilatı esasi de denilen kanuni esasi yürürlüğe kondu. Bununla devlet meşrutiyet yönetimine geçti. Bu çerçevede seçimler yapıldı ve ilk osmanlı mebusan meclisi açıldı. 1877 de ki Rus savaşı bahane edilerek kapatıldı(2. Abdülhamit) kanuni esasi kalkmadı ama 30 yıl uygulanmadı. Sansür ve siyasi hürriyetlerin kısıtlanması sonucu örgütlenen muhalif aydın ve subaylar (ittihat terraki)cemiyet baskınıyla meşrutiyetin tekrar yürürlükte olmasını sağladılar.(2. meşrutiyet) çeşitli siyasi partiler kuruldu seçim yapıldı. Ancak 1913 Babıali baskıyla (Enver paşa)meşruti rejim terraki diktasına dönüştü. Bu rejim Osmanlı yıkılıncaya kadar sürdü